bilmek

spinoza okumaları çerçevesinde deleuze ün spinoza üzerine 11 dersi ni okurken verilen ev ödevi

Bitmeler, bitecek olmalar neden hep hüzünlüdür? çünkü temel bir “bitmeye” referans verir. Yani günün birinde bizimde “bitecek” olacağımızın bilgisine referans verir. Gezegenimizin, kozmosumuzun dahi bitecek olması günün birinde, aynı şeyi anlatır. Bunu “biliriz” ve bu bilme bir fikir, bir şey olarak bizim/benim hayatımızın içindedir. Merkezinde yer aldığımız kozmosta bizim merkezimizde de bu bilmek, özellikle bunu bilmek vardır.
Arvo Part bu yüzden çok güzeldir. ( link )Bu katı olan “bilme” yi çözer arvo, akışkan hale getirir, akar. bizim “bilme” lerimizi noktalar olarak ele alır ve noktalar arasında çalar keman. “bitecek bilmeleri” arasında çalar. enformatik olmayan o aralıkta çalar ve noktaları bir birine bağlarken noktaları da çözer. çözülen noktalar artık bize batmaz. onlarda o aralığa çözülür. üstelik bu artık sadece bize ait olmaktan çıkmıştır. aynı rezonansla titreşen diğer bir insanada dokunuruz.

Spinoza insanların ölümü,hüznü,kederi çok taktıklarını, muktedirlerin buna ihtiyacı olduğu için bunu dayattıklarını söyler ama şu sorunun cevabı nedir? Neden, why, çıma ? Neden böyle oluyor? Bunun alt yapısı nedir? bunu okumaları yaptıkça daha iyi öğreneceğiz ama şimdilik şunu söyleyebilirim; buna neden olan şey, – bizzat çözümun kendisi olarak sunuluyor olsada- bizim hikayemize içkin olan “bilmek” tir. Ama bu bilmek ansiklopedik, enformatik bir bilgi değil. Arvo Part ın parçalarındaki o çözülmüş ve çözülmeye devam etmekte olan bilmelerdir.

Bi de bunlara bak istersen