Ciddiyet

Umut biriktirdik geçen ay. Gelengi buluşmasında neden birlikte olduğumuza dair ortak hissiyatımızı daha bir pekiştirdik sanki. Öyle ki, sanki sorsalar şimdi, yapıştırıvereceğim cevabı. Dünya daha güzel bir yer olsun diye fikir üretiyoruz desem olmaz mı mesela? Yanlış giden şeylere karşı duran insanlarla temas etmeye, fikirleri ve duyguları aramaya ve büyütmeye çalışıyoruz desem? Bunları yaparken fikirlerin altında kalmamaya gayret ediyoruz, güzel olan her şeyin insancıl bir neşeyle yeşerebileceğini düşünüyoruz desem?

Gelengi bazı konularda hedef küçültmeye karar verdi. AB projeleri fikirlerinden (kapıyı kapatmamakla beraber) uzaklaştı. Merkezine arkadaşlığı aldı; birbirinin hayaline destek olurken, yanında yürürken projenin etkisindense ilişkinin sahiciliğini önemsedi.

Kısme atıp tutuyorum şüphesiz; bunlar benim gelengim, benim kelimelerim. Lakin bu hissiyat nasıl gelişiyor bende, onu anlatmak isterim. Mesela Akdeniz dayanışmada biz birkaç gelengili “bok takımı” olduk iş bölüşümünde. Kimse tuvaletleri temizlemeye gönüllü olmamıştı çünkü. Normalde sevmeden yapılan bi iştir ya, biz severek yaptık işimizi ve bunun üzerinden keyifle bir muhabbet, bir geyik geliştirdik. Tuvaletten çıkanlara memnun kaldınız mı diye sorduk, iki tane defter ve kalem bıraktık alafranga tuvaletlere, sıçarken bir taraftan da yazsınlar diye. Geyik yaptıkça konu bitmedi, anladık ki bok meselesi çok önemli. Ghost busters mışız gibi birlikte dolaştık. Takım arkadaşları arıyoruz dedik, seçmeler yaptık, rüşvet almaya çalıştık bu mevkiye gelmek isteyenlerden. Kapanış forumunda bolca alkış aldık. Bu gazla avrupadaki falan festivallere başvurmaya karar verdik. Organizatörler referans olacaklarına dair güvence verdiler, arkanızdayız dediler. Bir festivale giderken neler götürmemiz gerektiğini tartıştık; en baştan tuvalet mi yapılacak, tuvalet taşabilir mi, ona göre başka başka malzemelerle, duruma göre belki festivalden 3-5 gün önce gitmemiz gerektiğini konuştuk. Tuvaletler arasına pencereler açmayı, insanları sosyalleştirmeyi düşündük. Çok insanın birlikte sıçabileceği yapıları yeniden inşa etmeyi düşündük.

Bir forumda bir arkadaş tamam çok güzel konuşuyoruz, ama bu olağanüstü koşullarda biraz daha somut fikirler oluşturup, kararlar almamız gerekmez mi diye sordu. Benim cevabım hayır; zaten fikirler bazen çok güçlü oluyor ve peşinden sürüklüyor bizi, ama onun dışında bence yapılacak şey muhabbeti, arkadaşlığı dolu dolu yaşamak, asla küçümsememek. Eylem eylem diye akmıyor hayat. Ben güzelliği bok takımında görüyorum, çünkü kendiliğinden gelişerek bize ve kampa bir şeyler kattı. Önceden tahmin edilemez bir şeydi bu, istemeye istemeye yazılmıştık gönüllüler listesine.

Akburun’da da benzer bişi var; arkadaşlık, açıklık, ihtimaller. İstanbul gelengi evini de buna benzer değerler üzerine kurabileceğimizi hissediyoruz. Burada biz diyebilirim sanırım. Ozan da pek heyecanlıydı Akdeniz Dayanışma’nın kapanış forumunda. İşte dedi, neyi nasıl yapmamız gerektiğini görüyoruz; bir araya geldiğimizde, birbirimize açık olduğumuzda kendiliğinden güzelleşiyor hikayelerimiz. Tam da böyle demedi aslında, ben yine empoze ediyorum kendi duygularımı.

İşte buna benzer şeyler oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bi de bunlara bak istersen