II. Genel Kurul Notları

devlet2

“Devletten uzak Keçilere yakın” şiarımızın genel kurula damgasını vurduğu doğrudur.

GelengiKeşif II. Genel Kurul’unu 13-  14 Eylül’arası geçen sene olduğu gibi sevgili Barış’in Karaburun’daki mekanında gerçekleştirdi.

Genel Kurulun gündem maddeleri şu şekilde idi:

1) Ortak kasa

2) Hibeler, fonlar

3) Üretim denemeleri

4) Özgür Lig

5) Projeler

6) Müzik işleri

7) Dernek ve web sitesi işleri

8) Ülkedeki savaş durumu

9) Sofra ve genel kurul tarihi, yeri

 

IMG_1060IMG_1069IMG_1085IMG_1047

 

1) Ortak kasa:

Şu anda ortak hesabımızda 240 tl var ve kasa olarak Elif’in İşbankası hesabını kullanıyoruz.

Ortak kasa fikrini geliştirebiliriz diyerek bu kasayı ne gibi şeyler için kullanalım, düzenli para toplayalım mı fikirleri üzerinde durduk. Aramızdan emeğimizle katkı veremiyoruz diyenler çıktı (işinde-gücünde olanlar), onlar GelengiKeşif’e maddi katkı vermek istediklerini söylediler ve bunlara “yardım ve yataklıkçılar” diyelim dedik J Sonuç olarak ortak kasa için düzenli para toplamayalım, bağış usulü ilerlesin kararına vardık.

Bir de ortak etkinliklerde toplanan paralardan artanlar (ortak kasaya gidiyor zaten) ortak kasaya gitmeye devam etsin dedik.

 

2) Hibeler, fonlar:

Daha önce de uzunca konuştuğumuz fikirlerimiz için hibe/ fon meselesine yaklaşımımız nasıl olacak?

İlk Genel Kurul’da uzlaştığımız üzere sırf bir takım fon ya da hibelere başvurup para yapmak için bir şeylere kalkışmayalım noktasında yeniden anlaştık. (Yani “fon kölesi olmayalım” şiarı hala geçerli).

 

3) Üretim denemeleri:

Geçen genel kuruldan çıkan “fikir dediğin somut olmaz, somut dediğin fikir olmaz.” mottosuna ithafen, üretim başlığını ikiye bölerek yazıyoruz:

Fikri tartışmalar: “Niye üretmeli, neyi ve nasıl üretmeli?”

  • Gökhan, ilk olarak “üretim yapılsın mı?” sorusuna ne kadar hevesle cevap verdiğimizden başlayalım önerisinde bulundu.
  • “Üretip satmak mı yoksa ortaklaşmak mı?” sorusuna Gelengi’de her ikisinden de olmasının güzel olduğu, bu yüzden Gelengi’nin daha az sıkıcı 🙂 olduğunu konuştuk. Buna karşı
  • İpek: “Fikren, siyaseten anlaşmak, hayallerde birleşmek/ortaklaşmak, iş ortaklığından iyidir. ‘Topyekûn bir üretim iddiası’ zorlama bir şey. Gelengi için üretimi zorunlu kılmanın anlamı yok, fikirsel olarak da çok sıkı üretimler yapabiliriz, yapıyoruz da zaten.”
  • Gelengi’nin çok ayaklı olması, farklı farklı yerlerden insanların ve deneyimlerin olması Gelengi’yi daha dinamik kılıyor.
  • “Herkes neye ne kadar destek verebiliyorsa o kadar olsunculuk” gibi bir ilke önerildi. Ancak, üretim işinden o kadar da gözümüzü korkutmayalım, kimin ne üretmeye enerjisi varsa bir araya gelip üretsin dedik.
  • İpek ve Ferit bize Burgazada Kolektifi’ ne dair deneyimlerini anlattılar. Artılarıyla eksileriyle bu deneyimlerden nasıl feyz alabileceğimizi düşündük.

Somut işler:

Geçen sene;

  • Sonbaharda Seferihisar’da zeytin topladık. Ferit geçen sene kasım sonu-aralık başı gibi topladık ama aslında biraz geç kalmıştık dedi. Bu sene de gene toplayalım ama biraz daha erken davranalım (kasım başı-ortaları gibi) ve daha iyi organize olalım diye ekledi. Soner, bu sonbaharda da Erdek Narlı Köyü’nde zeytinin başak sezonunda (arazi sahiplerinin kendi zeytinlerini topladıktan sonra ağaçlarda ya da yerde kalan zeytinlerin isteyen herkes tarafından toplanmasına müsaade ettiği dönem) zeytin toplayıp zeytinyağı ihtiyaçlarımızı karşılama önerisinde bulundu. Köyde onun kaldığı evde konaklanabileceğini söyledi.
  • Gökhan’la sabun atölyesi yaptık.
  • Bira yapanlar oldu, hem Ankara’da, hem İstanbul’da. Bira yapan ekiplerden süreçle ilgili bir bilgilendirme yazısı gelse ne güzel olur dedik.

Bu yıl için öneriler;

  • Paşalimanı Adası’nda Gelengi’ye hibe edilmek istenen bir zeytinlik olduğundan bahsetti İpek ve burayı nasıl değerlendirebileceğimiz üzerine konuştuk.
  • Ceren, İstanbul’daki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin çok güzel ve hepimizin görmesi gereken bir yer olduğunu söyleyerek gelebilenlerle bu botanik bahçeye bir gezi düzenlemeyi önerdi. Ve Nisan’da orada ilginç atölyeler olduğu için bunlara da birlikte katılabileceğimizi konuştuk.
  • GökhanCan’ın önümüzdeki baharda, Keşan’da yapmayı planladığı taş ve kerpiçten eve iş gücü gerekecekmiş, dolayısıyla Gökhan da bizi yardıma ve pek çoğumuz için yeni bir coğrafyayla tanışmaya çağırdı. Bu davet üzerine de ev yapım işini öğrenmek isteyenler için de iyi bir deneyim olacağı düşünülerek heveslenildi.
  • Esen, ODTÜ’deki elma ağaçlarından elma toplayıp sirke yapmayı önerdi. Biraz üzerine konuşunca sirke yerine elma şarabı yapmaya karar verdik. Çünkü zaten şarap başarısız olursa sirke oluyormuş. İpek, Ankara ekibine şarap yapımıyla ilgili dökümanlar gönderebileceğini söyledi.

(Bu arada, bu notları yazana kadar elma işinde bayağı yol kat ettik. İpek bize bolca bilgi sağladı. Biz de şarapla kalmayıp, elma kurusu, elma reçeli ve marmeladına da el attık.)

  • Ozan, Sofra etkinliğine kadar, Sofra’da tüketeceğimiz şarabı, birayı ve zeytinyağını kendimiz üretebilsek ne güzel olur dedi. Bu öneri o kadar çok beğenildi ki, neredeyse alkışlandı. 🙂
  • Hemen burada, Karaburun’da ne gibi atölyeler yapabiliriz diye konuşurken, Gökhan bir masaj atölyesi yapabileceğini söyledi ve bize Haydar’ın asistanlığında bir masaj atölyesi yaptı.

IMG_1073IMG_1076IMG_1080IMG_1075

 

4) Özgür Lig:

İlk önce ÖzgürLig’in geçen sezonunun nasıl geçtiğine dair bir değerlendirilme yapıldı ve “Özgür Lig’den ne kazandık, bu bir araya geliş bize nasıl geldi?” üzerine konuşuldu. Bu soruya şöyle cevaplar çıktı:

“Sonuç gayet güzel, katılım beklediğimizden çok yüksekti.”

“Pasolige karşı olma durumu konuşulabilir.”

“Toplumsal ve politik konularda da bir yakınlaşma yarattı. Mesela birlikte 1 Mayıs’a gidildi.”

“Ankara’da bu kadar güzel insanın bir araya gelmesi bile çok hoş bir şey oldu. Zaten amaç biraz da insanları bir araya getirmek, toplaşmak değil miydi?”

“Tek kaygımız, taraftar grupları öne mi çıkıyor kaygısıydı. Aslında bu konuda öyle büyük de bir sıkıntı yok ama sıkıntılı bir yere gider mi gitmez mi diye bir düşünce var sadece.”

“Özgür Ligin güzel yanı, zaten yapmaktan keyif aldığımız bir aktiviteyi birlikte yapabilmek ve böylece bir anlamda bir ihtiyacı (futbol oynamak / spor yapmak) karşılayabilmek oldu.”

“Özgür Lig benzeri başka organizasyonlar ve etkinlikler de yapabiliriz, bunların neler olabileceği üzerine konuşabiliriz. Mesela haftanın bir günü toplanıp koşabiliriz. Hem spor yapmış oluruz, hem de her hafta bir araya gelmek için de vesile olur.”

Bu seneki Özgür Lig içinse şöyle şeyler var:

  • Bu sene kota artacak, 20 takıma (hatta belki 24’e) kadar çıkacak gibi.
  • İlk maç 4 Ekim’de oynanacak. Ekim ve Kasım aylarında 8 hafta boyunca oynanacak. Kışın ara verilecek ve Mart’ta yeniden başlayacak.
  • Sakatlık tehlikesinden dolayı, insanlar toprak sahada oynamaya pek sıcak bakmıyor. Gene aynı tehlikeden dolayı, bu sene kramponla oynamama kararı var.
  • Son olarak, bu seneki kadro için oyuncuya ihtiyaç var. Özellikle de kaleci eksiği var.

Ben kadroda oynarım diyenler: Haydar, Pelin, Ilgın, Serpil, Ceren, Barış Erdoğan, Başar, Şevki, Emre Özcan, Hüseyin, Özgür Bulut.

Belki-umarım oynayabilirim diyenler: Gökhan Ergan (kaleci?), Özgür Uçak, Esen.

 

5) Projeler:

  • Dersim’in dağ keçileri: Bu konuyla ilgili kabaca 3 başlık var: Bölgede yapacağımız bir keşif yürüyüşü, dağ keçileriyle ilgili deyişleri toplamak, konuyla ilgili bir kitapçık hazırlayıp basmak.

Ülkenin mevcut durumundan mütevellit yürüyüş pek mümkün görünmüyor dedik. Ozan, bölgede şu an savaş varken, Dersim’in dağ keçileriyle ilgili bir şey yapmak için yanlış bir zaman olabilir diye düşünüyor.

Ilgın ise savaş olmasına rağmen oradaki insanların hayatları devam ediyor diyor. Bu noktada, doğu illerindeki (özellikle de Dersim’deki) son durum nedir, ne değildir, biraz bunun üzerine kafa yorduk.

Soner, bu konuyla ilgili bir kitapçık, bir yayın çıkarmak için bölgede gezmeye, yüz yüze görüşmeye gerek olmayabileceğini, elimizdeki mevcut kaynaklarla ve önceden kurulmuş ya da kurulabilecek bağlantılarla bir yayın çıkarabileceğimizi söyledi.

İpek, dağ keçileriyle ilgili topladığımız ses kayıtlarını “sesol.org” sitesindeki bloga eklemeyi önerdi. Bunların, mesela “keçilere ses ol”, “Dersim’e ses ol” adı altında bu projenin parçalarından biri olabileceğini söyledi.

Bu proje için bir hibe ya da fon bulunması gerekiyor diye konuştuk. Bununla ilgili İpek, “Sivil Düşünce Derneği” ile fon için konuşulabilir dedi.

Bu projeyle yakından ilgilenmek isteyenler: Ilgın, Pelin, Soner, Ozan ve (vakit bulabilirse) Esen.

  • Belgesel serisi: “Alternatif Hayatlar Belgeseli” diye bir proje üzerine uzunca konuşmuştuk hatta ismini pek sevmemiştik ama daha iyisini de bulamamıştık dendi.

Bu belgesel serisi için Kültür Bakanlığı fonuna başvurulabilir. Ancak bu fonda, teslim tarihi, yetişmeme durumunda borçlanma gibi meseleler var.

Tahtacıörencik’te yapılan çekimlerin kurgusu bittikten sonra maillistte paylaşılsın, üstüne gitmek isteyen olursa devam etsin dendi.

Ferit ve Ozan geçen bahar Kazdağları’ndaki bir kaç yere bir keşif gezisi düzenledi. Ziyaret etmeyi düşündükleri yerler ile haberleşmede bir takım sıkıntılar yaşadıklarından ve bu yüzden de görüşmelerin hayal ettikleri kadar verimli olmadığından bahsettiler.

Şöyle bir fikir oluştu: Alternatif yaşam oluşumlarını derleyelim, nerelere gidebileceğimize dair bir liste oluşturalım, bağlantılarımızı belirleyelim, ona göre harekete geçelim. Öncelikle de çevremizdeki insanlardan başlayalım. (Örneğin, 100.yıl İnsiyatifi, Barış’ın Karaburun’daki yeri, Savaş’ın yeri, vb.)

  • Ankara Ayrancı’daki ortak (kolektif) mutfak: Ayrancı’da oturan arkadaşlarımız, iki katlı bir mekan kiralamışlar ve bir ortak mutfak kurmuşlar. Şu anda 10-15 kişiler ve haftada en az iki gün birlikte yemek yapıp yemeye çalışıyorlar. Herkes ne biliyorsa, onunla ilgili atölyeler düzenliyor. (Peynir atölyesi, dikiş atölyesi bunlardan bazıları) Bu ortak mutfak ile temasa geçmek iyi olabilir, bir gün oraya misafir olabiliriz diye konuştuk.
  • Tahtacıörencik Köyü: Buradaki arkadaşlarımızın yaptıkları işlere ne kadar ve nasıl dahil olacağız? Bunu netleştirmek için, Tahtacıörencik’tekilerle Ankara’da bir toplantı yapalım, onların ihtiyacına/çağrısına ve bizim enerjimize/motivasyonumuza göre karar verelim dedik.

 

6) Müzik işleri: “Barış Şarkıları” fikri Yeryüzü Radyosu üzerinden yürüyebilir.

Yeryüzü Radyosu’nda eylül ayında hangi şarkıyı yorumlayalım anketinden Mavi Sakal’dan Ben Kimleyim ile Ahmet Kaya’da Gül Dikeni çıkmış. Bunlar yorumlanabilir. Ankara ekibi de bir şarkı seçip düzenleyebilir.

 

7) Dernek ve web sitesi işleri:

Web sitesine “etkinlik takvimi”, “ihtiyaç panosu”, “ilan panosu”, “kendin-yap” ve “kardeş linkler” başlıkları ekleyelim dedik.

“Etkinlik takvimi” adı üstünde yapacağımız tüm etkinlikleri bir takvimde toplamak için olacak.

“İhtiyaç panosu”nda üretimlerinde emeğe, desteğe ihtiyaç duyanların ya da bazı konularda bilgi ve kaynağa ihtiyaç duyanların bunları duyurabilecekleri bir başlık olacak.

“İlan panosu”nda ise ferdi ya da kolektif olarak üretim yapan arkadaşlarımızın yaptıkları ürünler duyurulabilir. Ancak sitede izinsiz bir şey satılması ya da satış ilanı verilmesi ceza sebebiymiş.

“Kendin-yap” başlığının altında;

* Gökhan, sabun bilgilendirmesi ekleyecek.

* İpek, şarap bloğunu ve şarap yapımıyla ilgili notlar ekleyecek.

* Ankara’da bira yapan arkadaşlarımız Barış Erdoğan ve Başar, ve İstanbul’da bira yapan ekip bira bilgilendirmesi ekleyecek.

Tam bunları konuşurken şöyle hoş bir not düşmüş Pelin: “Sabun yapmayı, zeytinyağı, bira yapmayı biliyoruz. Ev yapmayı öğreneceğiz. Başka bir yaşama mı gidiyoruz? Gider miyiz?” 🙂

Kardeş Linkler için;

Mesela Yeryüzü Radyosu’nu ekleyebiliriz diye konuştuk.

Web sitesine yeni eklenecek bu başlıkları siteye girmesi için Kerem ile konuşalım dedik. Ayrıca sitenin domain adresinin parası için de Kerem’e danışmaya karar verdik.

 

8) Ülkedeki Savaş Durumu: Nasıl hissediyoruz ve ne yapılabilir üzerine konuştuk.

Ozan, “barış şarkılarını yapalım en azından. Çok çaresiz hissediyorum, keşke daha büyük şeyler yapabilsek.” dedi.

Ilgın, “Barış Bloğuna girebiliriz.”

İpek, “Çocukları askerde olan insanların hep beraber birliklere gidip çocuklarını geri isteme eylemi organize edilebilir. Vicdani Red Derneği’nin de sıkı katkısı gerek.” diye düşünüyor.

Bir de “Türkiye’nin başka yerlerinden gelen şarkılarla “Barış’a Ses Ol” gibi bir kampanya ile bir harita oluşturulabilir. Farklı yerlerden yükselen barış şarkıları bu sitede toparlanabilir.” gibi bir önerisi var.

Ferit, “Uzun erimli devletin dayatmalarını aşmamızı sağlayacak bir kültür oluşturmaya çalışmak gerek. Mesela özgür lig böyle bir şey.” dedi.

Son olarak da Gelengi olarak Barış Bloğu’na destek verebiliriz, toplantılara katılabiliriz yönünde bir karar aldık.

 

9) Sofra ve Genel Kurul tarihi, yeri:

Bu kış yapacağımız Sofra etkinliği için net bir tarih ve yer belirleyelim ki, herkes ona göre kendini ayarlasın dedik ve 13-14 Şubat’ta Haydar’ın köyünde, Yozgat Bahadın’da, yapmaya karar verdik Sofra’yı. (Birçoğumuzun okulla bağlantısı devam ettiği için akademinin şubat tatiline denk gelse katılım yüksek olabilir ) Sofra’nın ayarmanını da Haydar olarak belirledik.

Bir sonraki Genel Kurul yine Karaburun’da Barış’ın yerinde olsun diye düşündük. Tarih konusunu da, Mayıs gibi Barış’la konuşup ondan sonra netleştirmeye karar verdik. Genel Kurul buluşmalarının süresini uzatabilir ve içinde atölyelerinde olacağı dört gün gibi bir zaman ayırabiliriiz dedik.

IMG_1112

 

Özetle biz gelengiler ıı.Genel Kurul’umuzda da doğal hayatı, sadeliği, paylaşmayı, oyunu, muhabbeti ve müziği esas alan bir birlikte-yaşam örgütlemek için toplandık. Başka bir dünya arayan ve dünyaları anlamaya çalışan, bir arada durma çabamıza bir omuz vermek, var olan işlerimize destek ve dahil olmak isteyen, benim de şöyle bir fikrim var diyen tüm gelengi dostlarına bu vesileyle tekrar merhaba:)

 

Bi de bunlara bak istersen