Dağ Keçileri Peşinde Gelengiler

Mart 2014’te Murat, Çağlar ve Pelin’le Dersim’e gittiğimizde Erzincan’da, Pülümür’de, Nazımiye’de, Ovacık’ta Berkin Elvan fidanlıkları açılışları, Ovacık’ta Berkin Elvan’ın kırk cemi ve HES karşıtı eylemlere dahil olmuştuk. Bu eylemlerden birinin gerçekleştiği Heniyo Pil’de Metin Kahraman bizi ODTÜ’lüler olarak tanıtınca Gowerge köyü muhtarı Hıdır Abi “ODTÜ’lüler ben her yerde sizi arıyorum ya” diyerek yanımıza geldi. Muhtarla böyle tanıştık.

Şubat 2015’te Hıdır Abi’nin köyüne gittim. Köyde kışın Hıdır Abi dışında sadece Ali Abi ve Binali Abi kalıyor. Yazın ise nüfus 500’e kadar çıkıyor. Hıdır Abi köyde organik tarım ve doğal reçeller, marmelatlar gibi üretimler yapıyor. Bunun dışında kaçak avcıların peşinde koşuyor. Pülümür bölgesinde insanların özellikle Erzincan’dan avlanmaya geldiklerini anlatıyor. İki sene önce bunlardan birisini gazetede teşhir ettiği için ceza almış.

Yine Şubat 2015’te iki hikaye dinledim. Birini Hıdır Abi’nin kuzeni Bertal Abi anlattı. Yörede çok bilinen bir hikaye, Pepuk (Guguk kuşu) hikayesi*:

Biri kız biri oğlan iki kardeş kenger toplamaya giderler. Topladıkları kengerleri bir torbaya doldururlar. Bir süre sonra oğlan çocuğu torbaya bir bakar kengerler bitmiş. Kardeşine kızar. Kız çocuğu “ben yapmadım” der, “bana inanmııyorsan öldür, midemi aç bak”. Oğlan, kardeşini öldürür, midesine bakar ve onun yemediğine inanır; poşete bakar ki poşet delik. “Allahım” der, “beni kuş et, durmadan öteyim”. Bir pepuk kuşuna dönüşür, herkese bağırır:

Pepu, keku!

Kam kerd? (Kim yaptı?)

Me kerd (Ben yaptım)

Kam kişt? (Kim öldürdü?)

Me kişt (Ben öldürdüm?)

Kam şut? (Kim yıkadı?)

Me şut (Ben yıkadım)

Bu yüzden pepuk kuşları sadece kenger vakti öterler.

 

Diğer hikayeyi ise Ali Ekber Frik anlattı. Çok bilindik bir hikaye ama dağ keçileri, geyik hikayelerinin ne kadar yaygın olduğunu göstermek için önemli. Kaygusuz Abdal hikayesi:

Antalya taraflarında bir krallık varmış. Kralın Gaybi adında kötürüm bir oğlu varmış. Kral bir gün demiş ki, “oğlumu bir ata bindirip gezdirin”. Çocuk ata binmiş gezerken bir geyik görmüş. Yanındakilere ok verin vurayım demiş. Geyiği kolundan vurmuş. Geyik kaçmış, çocuk kovalamış. Sonunda bir mağaraya varmışlar. Geyik mağaraya girmiş. Mağaradan bir derviş çıkmış. Çocuk demiş, “bir geyik vurduk, almaya geldik”. Derviş demiş, “görsen tanır mısın?”. Çocuk cevap vermiş, “tanırım”. Derviş mağaraya girmiş, Abdal Musa’yla gelmiş. Abdal Musa kolunu çevirmiş, çocuğun attığı ok görünmüş. Abdal Musa çocuğa, “in o attan” demiş. Çocuk,” inemem, ben kötürümüm” diye cevap vermiş. Abdal Musa ısrar edince çocuk attan inmiş, aslan gibi ayakta durmuş, “ben babama gitmem, burada kalacağım” demiş. Abdal Musa çocuğun adını Kaygusuz Abdal koymuş.

 

25-28 Haziran 2015’te Munzur Rafting ve Doğa Sporları Festivali’ne katıldık. Gitmeden önce dağcılık ve topladığımız dağ keçileri hikayeleri hakkında sunumlar yapmamız istenmişti, fakat etkinliğin içeriği hiç bir paylaşıma imkan vermedi. Dersim’de doğa sporlarının nasıl yapılması gerektiği, nasıl bir doğa turizminin Dersim kültürüne ve bölgenin ekolojisine uygun olabileceği tartışalibilirdi ama bunun yerine sadece gün içinde katılımcılara Munzur’da rafting yaptırıldı ve günlük yürüşler oldu. Biz de raftinge ve Mazgirt tarafında Kırklar Dağı yürüyüşüne katıldık. Burada açtığımız “devletten uzak keçilere yakın” pankartı çok hoşumuza gitti, bundan sonra da her yere yanımızda götürmeye başladık.

6

8 “Devletten uzak keçilere yakın” pankartımız ve biz

 

Kasım 2015’te Dersim Dağ Keçileri projemizi toparlamak için Ankara’da birkaç toplaşma yaptık. Başka bir yazıda bunun sonuçlarını daha detaylı anlatacağım ama özetle 4 başlıkta konuştuk: amacımız nedir, neler yapacağız, ne kadar bütçeye ihtiyaç var, nasıl finanse edeceğiz. Birinci soruya cevabımız şu oldu: amacımız Dağ Keçileri hikayeleri üzerinden Dersim kültüründe doğanın kutsallığının hem bölgede unutulmamasına, hem de dünyanın her yerindeki insanlara feyz verebileceğini düşündüğümüz bu dünyayı anlama biçimini yaymak için bir katkı sunmak; ve bunun aracılığıyla bölgedeki avcılığa ve bölgenin ekolojisine zarar veren işlere karşı bir kamuoyu, bir eylemlilik oluşmasına bir katkıda bulunmak . İkinci soruya cevabımız: hikaye toplamaya devam edeceğiz; Dersim’in tüm ilçelerinde parklarda, bahçelerde forumlar yaparak hem insanların bu hikayelere nasıl yaklaştıklarını anlamaya çalışacağız, hem de yeni hikayeler toplayabilmek için yeni insanlara ulaşmış olacağız; elimizde yeterli hikaye olduğunda bir kitapçık basacağız; bir belgesel ve/veya animasyon hazırlayacağız; tüm bu süreç boyunca da Ankara’da Dersim, dağ keçileri ve ekoloji üzerine okumalar, toplantılar yapacağız. Üçüncü soruya cevabımız: yine daha detaylı olarak açıklayacağız ama bizim hesabımızla tüm bu süre boyunca yaklaşık 15.000 TL’ye ihtiyacımız olacak. Dördüncü sorunun cevabı en uzun tartışmaları yaptığımız cevaptı. Bizim projemize çok uyan ve aramızda da iyi bilen insanların olduğu, ilk etapta 15.000$ devamında 75.000$’a kadar çıkan bir fon vardı önümüzde. Ancak uzun tartışmalar sonucunda Dersim’le olan ilişkimize böyle bir fon, kodaman kuruluşlar sokmak istemediğimize karar verdik. Ve arkadaşlarımızdan, çevremizdeki insanlardan para toplayarak da bu düşündüklerimizin hepsini yapabileceğimize karar verdik.

 

Bu toplantı maratonundan sonra Dersim’e gitmeyi planlıyorduk ki Metin Abi aradı. Metin Abi, Hıdır Abi’nin 1 Kasım genel seçimleri sırasında kaçak avcılar yakalattığını anlattı**. Bununla ilgili detaylı bir basın toplantısı yapmayı, bir yandan da hikaye toplamaya devam etmeyi önerdi. Biz de hemen kabul ettik. 30 Kasım’da Ceren, Soner ve Pelin’le birlikte Dersim’e vardık. İlk gün Pülümür Yarbaşı Köyü muhtarı Hasan Abi’yle görüştük. Dağ keçileri ve şifalı bitkiler hakkında konuştuk. Geceyi, yılın ilk karı yağarken Hıdır Abi’nin köyünde geçirdik.

001A2228

Yılın ilk karı ve Gowerge çocuk parkı

Ertesi gün Kırmızı Köprü’de Murat Abi, Hasan Abi ve Hüseyin Amca’yla görüştük. Bize özellikle Şıx Ahmet Dede’yle ilgili hikayeler anlattılar. Akşam üzeri Dersim Belediye Eş Başkanı Mehmet Ali Bul ve CHP Milletvekili Gürsel Erol’la görüştük. Günün sonunda da Dersim Halk Meclisi’nin toplantısına katılıp ertesi gün yapacağımız basın toplantısını ve dağ keçileri hikayeleriyle ilgili çalışmalarımızı anlattık. Bunun üzerine doğanın kutsiyet üzerinden korunması üzerine ufak bir tartışmadan sonra Dersim Halk Meclisi olarak Dersim’de av yasağı ilan edilmesi kararlaştırıldı.

2 Kasım’da Metin Abi, Hıdır Abi, Ercan Topaç, Zeynel Dede ve Ali Ekber Dede’nin katılımıyla basın toplantımızı gerçekleştirdik. Başka bir yazıda daha detaylı bahsedeceğim için buna da burada değinmeyip sözlerimi burada noktalıyorum.

 

* Pepuk Kuşu hikayesinin geçtiği bir öykü için Murathan Mungan’ın editörü olduğu Bir Dersim Hikayesi kitabından Gaye Boralıoğlu’nun Pepuk Kuşu öyküsüne bakılabilir, ya da Ferhat Tunç’un Pepuk Kuşu Efsanesi şarkısına: https://goo.gl/gt7Ti3

** http://goo.gl/Kcd87U

Bi de bunlara bak istersen